Skip to content Skip to footer

DİJİTAL SIĞINAKLARIN GİZLİ MİRASI: TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI

Bir Hastalık Olarak Bağımlılık

Bağımlılık; kişinin bir nesne, madde, alkol veya davranış üzerinde kontrolünü kaybetmesi olarak tanımlanır. Bağımlılık, bilinenin aksine geçici bir durum değil, kronik bir beyin hastalığıdır. Dünyada son zamanlarda bağımlılığın gittikçe artmasının sebebi; hem insanların bu durumu kendi elleriyle yaratmış olması (teknoloji bağımlılığı) hem de bilgi eksikliği nedeniyle bağımlılığın bir hastalık değil de bir “durum” olarak görülmesidir. Bu bakış açısı, kişinin maddeyi veya teknolojiyi kullandığında sorun olduğunu düşünüp, kullanmadığında sorunun tamamen ortadan kalktığını sanmasına yol açar.

Güvenlik Arayışından İzole Yaşamlara

İnsanın güvenlik ve güvende olma ihtiyacı ezelden beri var olan bir durumdur; bu nedenledir ki uzun zamandır süregelen güvenlik ihtiyacı “siteleşme” kavramını doğurmuştur. Eskiden iç içe olan evlerde ve mahallelerde yaşayan insanlar, hem kendilerinin hem de çocuklarının güvenliği için artık daha çok güvenlikli sitelerde yaşamaya başlamıştır. Bu durum ilk başlarda insanın hayatına konfor getirse de, özellikle güvende olma hissi ve teknolojinin ilerlemesiyle birlikte; daha az sosyalleşen, daha çok çevrimiçi sosyal ilişkiler kuran bireyler ve gençler ortaya çıkarmıştır.

Modern Dünyanın Hızlandırıcısı: Sosyal Medya ve Ekonomi

Teknolojinin gelişimi, sosyal medya kullanımının artması, akıllı telefonların yaygınlığı, e-spor sayesinde para kazanma imkânı ve özellikle influencerların yüksek kazançlar elde etmesi dünyada teknoloji bağımlılığını hızla yaygınlaştırmıştır. Teknoloji bağımlılığı birçok sorunu beraberinde getirmektedir.

“Tabii ki bu yazının amacı teknoloji kullanımını eleştirmek, yermek veya kötülemek değildir. Ayrıntıya girmeden; basit günlük teknoloji kullanımının insanların ilişkilerini, ergenlerin gelişim dönemlerini ve çocukların büyüme süreçlerini nasıl etkilediğinden kısaca bahsedeceğim.”

Bebeklik: Şefkat Yerine Ekran

Bebekler sırtı dünyaya yapışık varlıklardır; yeni, aydınlık ve çok sesli olan bu dünya onlar için kaygı verici, huzursuzluk yaratan bir yerdir. Ağladığında veya huzursuzlandığında kendisini sakinleştirmeyi bilmeyen çocuk, ekrana değil şefkatli bir anneye ihtiyaç duyar. Bugün bir restorana yemeğe gittiğinizde, alışveriş merkezinde gezinirken, çocuklu bir aileyi ziyaret ettiğinizde, hatta parkta yürüyüş yaparken bile bir bebeğin veya çocuğun önünde gözlerini kilitleyerek baktığı bir telefon ya da tablet olduğunu göreceksiniz. Çocuğun çok erken yaşlarda ekran ile tanışması, gelişiminde olumsuz sonuçlar doğurur. Öyle ki çocuk, otizm olmadığı halde uyaran eksikliğine bağlı sanal otizm belirtileri  göstermeye başlar. Çocuk teknoloji ile bu kadar erken tanıştığında hem gelişimi olumsuz etkilenecek hem de gelecekte teknoloji bağımlılığına yatkınlığı daha fazla olacaktır.

Ergenlik: “YouTube’a Park Edilen” Çocuklar

       Ergenlik, çocukluk ve yetişkinlik arasındaki köprüdür. Ergenlik dönemi, ailelerin çocuklarıyla en çok problem yaşadığı ve çatıştığı dönemdir. Çünkü artık evden çıkan ve dünyaya açılmaya çalışan “ergen”, bir yandan kaygı, öfke ve depresif dönemler geçirirken bir yandan da dış görünüşüyle aşırı uğraş halindedir. Bir yandan kendi benliğine dair bir arayış içerisindeyken, bir yandan da ailesinin “bu çocuk bizden uzaklaşıyor” kaygısıyla mücadele etmektedir. Bahsettiğim bu durumlar aslında hayatın olağan akışında var olan sağlıklı süreçlerdir. Çoğu zaman bu süreçlerden birinin sekteye uğramasıyla sorunlar başlar. Yemek yerken veya AVM’de bebek arabasındayken, “evde rahat sohbet edelim” diye “YouTube’a park ettiğimiz” çocuk, ergenlik döneminde gerçek hayatın problemleriyle karşılaştığında bulacağı ilk çözüm, yine sosyal medyada vakit geçirmek veya dijital oyunlar oynamak olacaktır. Yani bebekliğinden itibaren huzursuzlandığında YouTube’a park edilen çocuk, bu kez ergenlik döneminde kendini sosyal medyaya park edecektir.

Yetişkinlik: Var Olma Çabası ve İspat Kaygısı

       Teknoloji kullanımının olumsuz sonuçları sadece çocuk ve ergenlerin muzdarip olduğu bir durum gibi görünse de gerçek öyle değildir. Bugün birçok yetişkinin telefon ve sosyal medya kullanımı, bir ergeninkinden az değildir. Yetişkin kişi sorumluluklarını yerine getirdiği için günlük hayatındaki işlevselliği bir ergen kadar bozulmuyor olabilir; bu yüzden belki “bağımlılıktan” açıkça bahsedilmeyebilir.

     Ancak bir yetişkinin, hatta yaşlı bir bireyin bile artık günün birçok saatini ekranı kaydırarak geçirdiğini gözlemliyoruz. Kendini sosyal medya üzerinden izlediği paylaşımlarla “öteki üzerinden var etmeye çalışan”, kıyaslayan, sohbet etme özelliğini kaybeden ve ikili ilişkileri zayıflayan birçok yetişkin görmekteyiz. Öyle ki bir yerde bulunmaktan ziyade, orada olduğunu başkalarına ispat etmeye çalışan yetişkinler türemiştir. Örnekler çoğaltılabilir ancak konunun dışına çıkmadan; teknoloji kullanımının bebeklikten yetişkinliğe kadar nasıl evrildiğini ve günlük hayatımızı nasıl şekillendirdiğini net bir şekilde görebiliyoruz.

       Güvenlik ve konfor arayışıyla inşa ettiğimiz “izole” dünyalarımızda, teknolojiyi bir sığınak olarak kullanırken aslında farkında olmadan yeni bir kronik hastalık geliştiriyoruz.

Klinik Psikolog/ Mehmet HASGÜL

Leave a comment